Zorluklar, Sınavlar ve Mucizeler

Zorluklar, Sınavlar ve Mucizeler


MUCİZE

Yeniden merhaba sevgili sayfa dostlarım. Herkese kucak dolusu selamlar!🙋🏻‍♀️

Uzun bir aradan sonra sizlerle konuşmak ve içimde birikenleri paylaşmak istedim. Bu kez yazmak biraz daha zor, çünkü anlatacaklarım biraz neşeden uzak olacak. O yüzden bu yazı biraz buruk ve biraz da hüzün içerebilir. Ama biliyorum ki bazen hüzün de paylaşılmayı hak eder. O yüzden ömrüm yettikçe yazmaya devam…

Bilinmezlik

Karmaşa

Ruhumun hali yok bugünlerde. Biraz yorgun, biraz kırgın en çok da ıssız… (Burcu Er)

Hayatımızın akışını değiştiren ve bizi derinden etkileyen pek çok durum vardır. Bunlar; zorlu bir hastalığa yakalanmak, kaza geçirmek, sevdiklerimiz ve yakınlarımızın kaybı gibi durumlar olabilir. Bu tür travmatik olaylar hayatımızın dönüm noktaları gibidirler. Bu dönüm noktaları bazılarımız için başlangıçken, bazılarımız içinse son olarak görülebiliyor ne yazık ki.

Dönüm noktaları kendi içerisinde hayatla, hayatın anlamıyla, yaşam ve ölümün gerçekliğiyle bir yüzleşmeyi barındırırlar. Bu noktada aslında sanıldığı kadar güçlü olmadığımızı, kırılganlığımızı ve savunmasızlığımızı fark ederiz. Hiç beklenmedik bir anda, kendi kontrolümüzün dışında gerçekleşen bir dizi olay ile hayatımızın belirsizliğine ve bunun karşısında kendi çaresizliğimize tanık oluruz.

Demem o ki, içimde bir şeyler netleşmek üzere ama henüz doğru kelimeleri bulmuş değilim. Biraz sabır…☺️

İnsan değil miyiz sonuç olarak?

Bir haftadır gerçekten çok zor zamanlardan geçiyorum ve hala bu fırtınanın içinde kaybolmuş gibi hissediyorum kendimi. Aslında daha kafamı toparlayamadım ve tam olarak ne anlatmak istediğimi de bilmiyorum ama içimden gelen bir ses bana yazmamı söylüyor. Belki de kalemim, anlatamadıklarımı dile getirir diye düşünüyorum. Belki de bu satırları yazmak, bu duygularla başa çıkmanın bir yolu olur benim için.

Bende bir insanım, hiçbir fevkaladeliğim yok. Bir kadere bağlıyım ve birtakım zaaflarla doluyum. Belki herkesten daha zayıf… (Sabahattin Ali)

İnsan değil miyiz hepimiz sonuç olarak? Bu soruyu her zaman kendime sorarım. O yüzden her birimiz farklı hikayelerin baş kahramanlarıyız. Kimi zaman sevinçlerimiz birbirine benzer, kimi zaman acılarımız… Ama yine de, her birimizin imtihanı kendine özgü.

Hayat, bazen beklenmedik zorluklarla bizi karşı karşıya bırakır ve her birimiz bu zorluklarla farklı şekillerde mücadele ederiz. Tabii ki herkes, yalnızca kendi yaşadığını en derin haliyle anlayabilir. Kimse bir başkasının kalbindeki yükü tam anlamıyla bilemez. Dışarıdan güçlü görünen biri, belki iç dünyasında fırtınalar koparıyordur. Belki de sessiz gülümsemelerinin ardında koca bir acı saklıdır. Bilemeyiz…😔

Son bir haftadır bu düşüncelerle yaşıyorum. Hayatın ne denli karmaşık, ne kadar öngörülemez olduğunu bir kez daha hatırladım. Yani hatırlattı bana hayat… Zor bir dönemden geçiyorum ve bu süreçte bir kez daha anladım ki, her şeyin ötesinde insan olmak, birbirimize destek olabilmek en büyük ihtiyaçlarımızdan biri.

Evet, herkes kendi sınavını yaşıyor. Ama bazen küçük bir söz, bir dokunuş ya da bir tebessüm, o sınavı bir nebze olsun kolaylaştırabiliyor. Kim bilir, belki de bu yazı birilerinin yüreğine dokunur ve yalnız olmadığını hissettirir.

Hepimiz insanız sonuçta… Kırılganız, ama aynı zamanda da güçlü. Düştüğümüz yerden kalkabiliriz, yeter ki birbirimize güvenelim ve destek olmayı unutmayalım.

Sizler de zor bir dönemden geçiyorsanız bilin ki yalnız değilsiniz. Bu satırlar, sizi anladığınıza inanan bir yüreğin kaleminden dökülüyor. Ve eğer isterseniz; paylaşmak, yazmak, anlatmak her zaman bir başlangıçtır. Ve benim sayfam da her zaman sizlere açıktır.

Neyse çok uzattım sanki. İnsan başlayınca da durduramıyor kendini. Bir de kafam yerinde olsa neler yazacaktım acaba?😄

Unutulan Kavram

Ölüm

Ölüm

Ölüm, çoğu zaman üzerine düşünülmeyen; yok sayılan bir kavram olur bizim için. Çok ıssız, korkutucu ve bir o kadar da uzak gelir bizlere. Ama bütün zevkleri bıçak gibi kesen ölümü çokça hatırlamamız gerekiyor aslında.

Ölümden bahsetmek, ölümü düşünmek yerine hayatın kendisi ve devamlılığı ile ilgileniriz. Aslında haksız da değilizdir çünkü ölüm çok gerçek bir yıkımdır ve eninde sonunda kapımızı çalacağını bilmenin verdiği korku da bir o kadar gerçektir. Bu gerçekliği de unutmadan hayatımıza devam etmemiz gerekir.

Yaklaşık bir hafta önce bu kavramla burun buruna geldim. Ben de dahil hepimiz ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz, değil mi? Sanki yarınlarımız garantiymiş gibi planlar yapıyoruz, hiçbir şeyin bizi durduramayacağına inanıyoruz. Ancak hayat, insanı bazen acı bir şekilde sarsıp kendine getiriyor.

Geçtiğimiz günlerde yaşadığım kaza, bu gerçeği tüm ağırlığıyla yüzüme çarptı. Bir an içinde, her şeyin nasıl değişebileceğini, o “hiçbir şey olmaz” dediğimiz anın aslında hayatımızı nasıl kökünden değiştirebileceğini gördüm. İşte o an, hayatın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha anladım. Ve şu an binlerce kez şükrediyorum rabbime.

Kendime şu soruyu sormadan edemedim: Neden yaşıyoruz? Neyi bu kadar erteleyip neyin peşinden koşuyoruz? Sevdiklerimize söylemek istediğimiz sözleri neden hep “daha sonra” diyerek içimizde saklıyoruz? Belki de bu soruların cevabı, hayata bakış açımızı değiştirmek için bir başlangıç olabilir.

Ölüm korkutucu bir kavram, evet. Ama bir o kadar da öğretici. Çünkü ölümün varlığı, yaşamın değerini anlamamıza yardım ediyor. Hayat, bir gün sona ereceğini bildiğimiz için anlamlı. Önemli olan, o sona ulaşmadan önce nasıl bir iz bıraktığımız ve nasıl bir hayat yaşadığımız.

Yaşadığım kaza bana şunu öğretti: Hayat her an değişebilir. Bu yüzden “sonra” demek yerine “şimdi” demeyi öğrenmeliyiz. Çünkü belki de “sonra” dediğimiz o an hiç gelmeyecek…

Kaza

Nasıl anlatırım kazayı bilemiyorum.😔

Biraz sessizlik…

Nasıl anlatılır ki böyle bir şey? Düşününce bile ürperiyorum.

Herkes kendi yüreğinde yaşar mevsimini. Ne senin kışın başkasını üşütür, ne de başkasının yazı seni ısıtır.

Herkes kendi yaşadığı hayatı bilir. Ne sen başkasının yaşadığı hayatı bilirsin, ne de onlar seninkini.

Herkes ”seni anlıyorum” der. Ama anladıkları, dışarıdan gördükleri kadardır.               ( Burcu Er)

Kazadan sonra hayat bir şekilde devam ediyor, ama eskisi gibi olur mu bilemiyorum. O kısacık anı tekrar düşünmek bile istemiyorum. Bu yüzden anlatmaktan kaçıyorum. Kelimeler yeterli değil gibi hissediyorum; sanki ne desem, yaşadığımın ağırlığını tam anlamıyla ifade edemeyecekmişim gibi geliyor.

Bir yandan anlatmanın iyi geleceğini söylüyorlar. İçimdeki yükü hafifleteceğimi ve korkularımla yüzleşeceğimi… Belki haklılar. Ama bir yandan da o anı tekrar yaşamak istemiyorum. Zihnimde sakince durmaya bıraktığım şeyleri anlatırken bir kez daha canlandırmaktan korkuyorum.

Kazanın detaylarını paylaşmasam da, içimdeki karmaşayı ifade etmek istiyorum. Belki de yazmak, konuşmaktan daha kolay geliyor. Çünkü yazarken kelimeleri seçmek için daha çok zamanım var. Zihnimdeki dağınıklığı biraz olsun toparlayabiliyorum.

Eğer bu yazıyı okuyorsanız ve benzer bir şey yaşamışsanız, yalnız olmadığınızı bilmenizi isterim. Kimse size ne zaman, nasıl ya da ne kadar konuşmanız gerektiğini dikte edemez. Bazı şeyleri paylaşmak zaman alır. Bazen de hiç paylaşmazsınız ve bu da bir tercihtir.

Ama şunu öğrendim: Yaşadığımız olaylar bizi şekillendirir, ama tanımlamaz. Kazanın etkisi büyük olsa da, hayatımın tamamını onun gölgesinde geçirmek zorunda değilim. Yaşayıp görmem gerekiyormuş belki de diyerek kabul etmem gerekiyor. Belki de bu olay, benim imtihanımdır. Bu yazı, kendime bazı şeyleri hatırlatmanın bir yolu olacak inşallah.

Anlatıp anlatmamak arasında gidip gelirken, bu satırları yazmak bile belki bir adım. Belki de bu, ilk kez “anlatmak istemiyorum” demek yerine, “anlatmayı deniyorum” dememin başlangıcıdır.

18 Aralık 2024 saat 13:45’den sonra…

Çarşıda işlerim vardı o yüzden iş yerimden çıkmak için aracıma bindim ve çıkış kapısına doğru ilerledim. İş yerimin bulunduğu konumdan dolayı kamyon, tır gibi büyük araçlar daha çoğunluktadır. O yüzden de her zaman da bu dev araçlardan korkmuşumdur. Çünkü onların yanında yayalar ve kişisel araçlar küçük bir konumdadırlar. Neyse insanın korktuğu başına gelir derler ya, öyle de oldu. İş yerimden ana yola çıktığımı ve deli gibi bir kamyonun hıphızlı bir şekilde üzerime geldiğini gördüm. Çok korktum ve panikledim. Tek düşündüğüm o dev demir yığınından kaçmaktı. Tek istediğim arabayla birlikte yoldan biran önce kendimi boş bir yere atmaktı. Ve öyle yaptım. Ama sonrası korkunç… Ve kaza sonrasında gerçekleşti.

Gözümü açtığımda başka bir yerdeydim. Ama nerde olduğumu bilmiyordum ve anlamaya çalışıyordum. Kafamın üstünde insanlar ileri geri koşuşturuyorlardı. Biraz zaman geçtikten sonra hastahanede miyim diye düşündüm. Sonra kamyonun üzerime geldiğini anımsadım ve bu düşüncenin doğru olabileceğini fark ettim. Arkadan gelen bağırışlar, çığlıklar…

Sonra bir ara daha gözümü açtığımda annemi gördüm ve “Burcum iyi misin? Aç gözlerini” dediğini duydum. Sonra babamın sanki yanağımdan öptüğünü hissettim. Bir andan da Allaha yalvararak rüya olmasını diledim sürekli. Ama rüya olmayacak kadar çok gerçek geliyordu bir yandan da. Rüya mı gerçek mi uzun bir süre idrak edemedim. Nasıl korktuysam…

Uzun bir süre uyanmamışım. Sonra zamanla kendime gelmişim. Kendime geldiğimde ağzımda parça parça bir şeylerin olduğunu hissettim. Meğer  kaza anında parçalanan camlar ağzıma dolmuş. Almışlar, yıkamışlar ama bir kaç parçası kalmış.

Gözlerimi açtığımda bizimkiler etrafımdaydı ve hepsi gözlerime bakıyordu. Belki de benden bir şey söylememi bekliyorlardı. Ama gözlerimi açmam bile biraz içlerini rahatlattı sanki. Sonrası zaten serum, ilaç, tomografi derken hastahanede müşahade de kaldık. Doktor bir süre uyumamamı söyledi ve gitti. Bense vücudumda nelerin olduğunu anlamaya çalışarak ve o kaza anı ile ilgili düşüncelerimle baş başa kaldım…

Ve bu yazımı yazarken de iyileşme sürecinde olduğumu bilmenizi isterim. Allah’ın izniyle daha da iyi olacağım inşallah…🥹

Gerçekten verdiğimiz sadakalar, yaptıklarımız kurtardı belki de beni. O yüzden beni, sevdiklerime bağışladığı için rabbime binlerce kez hamd olsun. Vücudumda ne olursa olsun yaşıyordum sonuç olarak.

Sizlere şunu da söylemek istiyorum. Çevremdeki herkes, benim kurtuluşuma mucize diyorlardı. O iki kamyonun arasından çıkmama şaşırıyorlar. Olayı bi noktadan sonra hiç hatırlamıyorum ya, sanırım bilincimi kaybetmişim. Bazen de iyi ki de her şeyi hatırlamıyorum diyorum kendime. En ince detayı hatırlamam beni çok etkilerdi eminim. Ama kazadan sonra olayı babamın, abimin ve beni kurtaranların ağzından dinlemek içimi ürpertiyor. Çünkü kazayı anında görüp yetişenler onlar. O an onların ne kadar korkup panik olduklarını düşünemiyorum. O yüzden Rabbim kimseye yaşatmasın, çok zor…

Vardır bir hayır. Olanda bir hayır, olmayanda bin… (Burcu Er)

Zorluk zamanları, test zamanlarıdır. İyi ile kötünün, güçlü ile zayıfın, dayanıklı ile dayanıksızın farkı böyle zamanlarda anlaşılır. “Zor diyorsun… Zor olacak ki imtihan olsun.” demiyor mu Hz. Mevlana? Doğru, bu dünya imtihan dünyası değil mi zaten?

Bir Dem Hayat

Bir Dem Hayat

Bir Dem Hayat

Günler mi kısaydı, yoksa kısalan insan ömürleri miydi?

Yaşanmışlıkların neticesinde bir kuru gürültü kaldı hayatımıza dair. Yüreğimizin çırpınışının son gürültüleri. Sessiz, cılız ve bir o kadarda kimsesiz. Kaç yüz insan farklı hayatlarının içinde ne de çok yaşıyor bu gürültülü çöküntülerini. Elinde olarak ya da olmayarak…Talih kimilerine bol kepçeli sunuşlarda, kimilerini de sınama da. Hani şükür mekanizmasını devreden çıkartsak yaşamak adına kırıntılı mutluluk izleri buluruz. O yüzden binlerce kez hamd olsun halimize.

Sabahattin Ali’nin “sessiz sedasız bir köşeye çekilip yaşamak lazım.” dediği yerdeyim.

İnsan bunca bitirişlerin yeniden doğuşunu bu yolla bulmuyor mu?

Zamana Bırak

Hep sevdiğim ve inandığım bir söz vardır: “Zaman seni olman gereken yere götürecek.” Bu sözü yıllarca kendime hayat felsefesi edindim ve hatırlattım.

Zaman içinde zamansızlığı yaşadığımız bir dönemdeyiz artık. Bazılarımız için yirmi dört saat; yirmi dört ayrı ömür gibi geçerken, bazılarımız için de yirmi dört saniye gibi… (Burcu Er)

Aslında hayat küçücük bir umutta, bazen ağlayarak ettiğimiz samimi bir duada gizlidir. Ama öyle kolay da vermez zaman insana istediğini. Önce biraz ezer, sonra biraz döver. Belki yıllarca bir tren gibi üstünden geçer. Hayatın da amacı bu ya, tam sizi her şeyi umursamaz hale getirip “zaten daha ne olabilir ki” dedikten sonra hayatınızı bir anda tersine çevirir. Tepetaklak oluverirsiniz.😓

Enkazların altından kurtulup cennete düşmüş gibi hissedersiniz. Bu his sonsuza kadar sürer mi bilinmez. Hayatın güzel olan yanı da bu değil mi zaten? Bilinmezlikler…

Ya her şeyi bilseydik? Bir düşünsenize doğmadan önce izleseydik hayatımızın fragmanını. Ne eğlencesi kalırdı ki hayatın? Bilseydik her şeyi, sever miydik sevmeyi? Bilseydi Mecnun sonunda Leyla’ya doyamadan Leyla’nın öleceğini, Leyla’ya olur muydu Mecnun? Leyla bilseydi Mecnun’u darmadağın bırakıp gideceğini, kıyabilir miydi aşkına? İşte hayat ne yaşayacağını bilmeden, bilinmezlikler içinde güzel.

Bebekken, yürümeye çalışırken, düşmekten ders çıkardın ve yürümeyi öğrendin. Çocukken düşerek öğrendin bisiklet sürmeyi. Peki neden büyüdüğünde düşmekten korktun? Oysaki çocukken düşeceğini bile bile yapardın bazı şeyleri öyle değil mi?

Zamana izin ver. Önce bir hayata alıştırsın seni. Düş ki kalkmayı öğren, sevilme ki sevmenin değerini bil, ezil ki ezme, değersiz hisset ki değer ver. Zaman bunları sana öğretsin ki, seni yanına götüreceği o doğru kişiye yanlış şeyler yapma. Hem kendi değerini bil hem de değer ver.

Kısaca zamana, zaman ver ve korkmaktan korkma. Yaşamanın tadını çıkar ve bahsettiğim zaman geldiğinde tekrar bu yazıyı okuyup yaşadıklarını tekrar hatırla. Sonra ayakta kalmanın haklı gururuyla kendine tekrar seslen. Hep kalktın, hep kalkacaksın!

Derdi veren Rabbim dermanını da verir. Siz yeter ki umudunuzu kaybetmeyin. Her zaman da küçücük de olsa bir umudunuz olsun ve ona tutunun. Umutla ilgili yazımı okumak isterseniz https://burcuer.com.tr/umut/umut-nedir-kisisel-blog/  buradan okuyabilirsiniz.

Sevgiyle bakan gözlere, iyilikle atan kalplere selam olsun…🤗🥺🫶

Share this content:

Yorum gönder

admin@burcuer.com.tr

© 2023 Burcu Er tüm hakları saklıdır.

Burcu Er Tema 2026 | Powered By SpiceThemes

Yazışmayı başlatın
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?
Merhaba👋
Size nasıl yardımcı olabilirim?